"1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. Maddesine göre, öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir." [1]
Üniversitelerdeki özel yetişme yollarının belli derecelerini kazanan kişilere doçent, profesör hepsine birden "öğretim üyesi" denir. Bu derecelere yükselmedikleri halde üniversitelerde öğretim yapan kimseler de genel olarak "öğretim görevlisi", özel olarak "uzman okutman" diye anılırlar.
"Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyonla sağlanır." [2]
Eskiden, öğretmen okullarında (köy enstitüleri,
köy öğretmen okulları) yetişen ilkokul öğretmenleri; eğitim
enstitülerinden çıkan ortaokul öğretmenleri; yükseköğretmen okullarıyla
üniversitelerin edebiyat ve fen fakülteleri belirli dallarında okuyan ve öğretim lisansı almak için meslek bakımından gerekli ek dersleri (didaktik, pedagoji tarihi, pedagojik formasyon, psikoloji) gören üniversite mezunlarından Milli Eğitim Bakanlığı hizmetine geçen lise öğretmenleri, Memurluk
Kanunu'nun kapsamına girerdi. Günümüzde ise öğretmen yetiştirme
görevini, üniversitelerin ilgili Eğitim Fakülteleri ile Teknik Eğitim
Fakülteleri üstlenmiştir.
Öğretmenler, bakanlığın hazırlattığı yönetmeliklere uygun şekilde, yetişmelerinin kendilerine sağladığı imkanlar çerçevesinde okullarda görev alırlar.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yönetmeliklerine göre genel olarak öğretmenlerin görevleri şunlardır.
Kendilerine verilen ve yetkili sayıldıkları dersleri okutmak,
Okuttukları derslerle ilgili uygulama ve deneyleri yapmak,
Serbest çalışma saatlerinde öğrencileri gözetlemek,
Ders dışında okulun eğitim, öğretim ve yönetim işlerine katılmak,
Kanun, yönetmelik ve emirlerle tespit edilen ödevleri yapmak.
Ayrıca öğretmenlerin öğrencilerini yetiştirme konusunda her
fırsattan yararlanmaları, hizmet ruhu beslemeleri, ödevden
kaçınmamaları, öğrencilerine iyi bir yardımcı ve kılavuz olmaları,
eğitim işlerinde bütün tutum ve davranışlarıyla örnek olmaları istenir.
Öğretim görevi sırasında öğretmenlerin, öğrencileri kişisel
çalışmalara yöneltmeleri, zümre öğretmenleriyle yakın bir işbirliği
sağlamaları, öğrenci ödevlerini ilgili yönetmeliğe göre inceledikten
sonra geri vermeleri, sınav yönetmeliğine göre görevlendirildikleri
sınavlarda bulunmaları, öğrencilerinin başarılarını ölçerek
değerlendirmeleri, kanaat dönemleri sonunda verilecek karne notları
için gerekli sözlü-yazılı yoklamaları yapmaları beklenir.
Ders görevi sonunda öğretmenlerin yapmaları gereken işler bitmez.Mesai saati bitiminden sonra öğretmenlerden yıllık
ders dağıtım planlarını yapmaları, dersler için hazırlık yapmaları
bunun için materyaller hazırlamaları, yaptıkları yazılı yoklamaları
değerlendirmeleri, öğrenci davranışlarıyla ilğili gözlem formlarını
değerlendirerek öğrencinin gelişimini izlemeleri, öğrencilerinin daha
iyiye ulaşması için ne gibi tedbirler alması gerektiğini inceleyip
sorğulaması beklenir.
Eğitim çalışmaları sırasında öğretmenler, okul yönetiminin
belirlediği günlerde okul nöbeti tutmakla, kendisine verilen eğitsel
kulüpleri kurarak çalıştırmakla, öğretmenler kurulunun kararlarıyla
kendisine verilen sınıfın eğitim işlerini düzenlemekle, Tebliğler Dergisi'ni
okumakla yükümlüdürler. Öğretmenler, öğretim, eğitim ve bilim ödevinden
başka bir ödev alamazlar. Kendi okullarından başka okullarda ek olarak
bilim, öğretim ve eğitimle ilgili bir işte çalışacak olan öğretmenlerin
Milli Eğitim Bakanlığı'ndan izin almaları şarttır.
Öğretmenler, önce okul müdürlerinin, sonra Milli Eğitim
Müdürlüğü'nün İller Kanunu'na göre mahalli mülkiye amirinin, Milli
Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin denetimine bağlıdır. İlköğretim
öğretmenlerinin nakil ve tayini il idaresince; lise öğretmenlerininki ise bakanlıkça yapılır. Öğretmenler, okullar saymanlığından maaş alırlar ve Emekli Sandığı'na bağlıdırlar.
Ülkemizde her yıl 24 Kasım
günü, "Öğretmenler Günü" ve o hafta "Öğretmenler Haftası" olarak
kutlanır. Günümüzde öğretmenlik mesleğine hakettiği değer verilmemekte
ve yanlış politikalar yüzünden bu meslek hakettiği değeri
bulamamaktadır.
Tarihi Şanlarla Dolu Galatasarayımıza öyle bir ayıp ettiki Uefadan beklenir denecek kadar
UEFA'nın büyük yanlışı
İsviçre’nin
Nyon kentinde bulunan UEFA merkez binasında şampiyon takımların
kupalarının isimleri yazıyor. UEFA, Galatasaray'dan Galatazaray diye
bahsediyor.
Okulotobüsü™ Yorumu :
Kesin bilerek yapmışlardır.Ben bilirim bu Avrupalıları,Amerikalıları....
İsviçre’nin
Nyon kentinde bulunan UEFA merkez binasında yer alan kupaların
altındaki cam büstte isimleri yazılı şampiyon takımlar arasında bulunan
Galatasaray’ın adının yanlışlıkla ‘Galatazaray’ olarak yazılması tepki
çekti.
Yıllara göre şampiyon takımların isimlerinin yazıldığı
UEFA ve Süper Kupa kürsülerinde, 2000 yılında Galatasaray yerine
‘Galatazaray’ yazılması, özellikle bölgede yaşayan Türklerin
eleştirilerine neden oldu. Tepki gören yetkililer, söz konusu
yanlışlığın en kısa zamanda düzeltileceğini söyledi.
Son günlerde karmakarışık duygular içindeyim.Yaşadığım durumlara gülemiyorum da, ağlayamıyorum da.Moralsizim kısaca.
Pazartesi günü Türkçe yazılısından 70 aldığımı öğrendim.Tuhaf geldi bana.Daha yüksek bekliyordum.Neyse öyle böyle düzeltiriz dedik.Ertesi gün Fen ve Teknoloji yazılı sonuçları açıklandı.75 aldım.Nedense o da bana biraz tuhaf geldi.
Akşam üstü dershaneye etüt yapmaya gittik.İki ders etüt vardı ve ikisi de matematikti. Çoğu soruya kalktım.(Hepsi doğru olmadı tabi.) Yarısını doğru yaptım.Eve gittim.Bir yorgunluk bir yorgunluk sormayın.
Diyarbakırspor teknik heyeti istifa etti. Bazı futbolcular ise kenti terk etti.
Okulotobüsü™ Yorumu:
Vaktinde mali sıkıntısı olan birçok kulüp gördüm.Doğal olarak futbolcular tepki gösteriyorlardı.Bu kadarı da olmaz!
Diyarbakırspor'da yaşanan maddi kriz nedeniyle Teknik Direktör Murat
Yiğiter ve yardımcısı Mehmet Budak'ın basın toplantısı düzenleyerek
istifa ettiklerini açıkladılar. Yiğiter, ekip halinde istifa kararı
aldıklarını belirterek, "Sezon sonuna kadar devam etmek isterdik.
Ancak, futbolculara karşı bizlerde mahcup olmaya başladık. Maddi açıdan
kötü günler geçiren Diyarbakırspor, futbolculara alacaklarını ödeyemez
duruma geldi. Birileri çıkıp Diyarbakırspor'u sahiplenmezi gerekiyor.
Amacımız, Diyarbakırspor'a zarar vermek değildir. Diyarbakırspor
taraftarının bugüne kadar bize göstermiş olduğu teveccühten dolayı
teşekkür ederik. Bir kusurumuz olduysa bizleri affetsinler" dedi.
Diyarbakırspor kaptanı Serkan Özsoy da, Verilen sözlerin yerine
getirilmediğini ve kimsenin kendilerini ciddiye almadığını belirterek,
"Ailesini geçindiren futbolcular ve personeller var. Kredi kartı
borçlarımız artmaya başladı. Ödeyemeyecek duruma geldik. Peşinatlarımız
ödenmediği takdirde kente dönmeyeceğiz" dedi.
Diyarbakırspor'da yaşanan bu gelişmeler üzerine Beden Terbiyesi İl
müdürü kulüp başkanı İslam Çetin ve Diyarbakırspor yönetim kurulu
üyeleri Vali Hüseyin Avni Mutlu ile soruna çözüm bulmak amacıyla
toplantı düzenledi.
Bir zamanlar Türkiye'de ''blog'' diye birşey yoktu.Ta ki 2005 yılına kadar.O yıla kadar Blog tutma ''sanatı'' Türkiye'de yoktu.Çok iyi hatırlarım, Blog kavramını Türkiye'de sadece 100, bilemedin 200 bin kişi biliyordu.Sonradan (2005 yılında) blog kavramı Türkiye'ye gelince Blogcu, BenimBlog, Bloggum, AzBuz gibi ücretsiz blog servisleri de hizmete girdi.Blog kavramının Türkiye'ye geliş yılı olan 2005 yılında Wolkanca da blog açtı.Sonradan bu olay çığ gibi büyüdü.Eskiden Google'da blog diye arama yaptığımda 10.000 sonuç sayısı çıkmıştı.Şu an aradığımda bu rakam 1.620.000.000 buluyor.Gerisini siz düşünün...